29 Eylül 2008 Pazartesi

tanrıyla yakın sohbetlerden alıntılar - 14

- kusursuz bir algı aracı, evrende canlı ve cansız herşeyden yayılmakta olan enerji ve titreşimleri kusursuz bir biçimde alan bir alıcı, mükemmel bir verici... fiziksel dünyada deneyimlerinizi edinmenizi, bilgi toplamanızı, diğerleriyle; canlı ve cansız tüm "varlık"larla iletişim kurmanızı sağlayan mükemmel bir makine... ve ikisi arasındaki bağlantıyı kuran, ikisini birleştiren köprü.
- sanırım 3 bileşen konusuna geldik nihayet...
- kalp, beyin ve vücut... ilham, düşünce ve devinim... duygu, muhakeme ve hareket... hedefe hareket etme isteği, direksiyon ve otomobil :)
- aslında üzerinde çok da konuşmaya gerek bile yok. bu son örnek herşeyi açıklıyor.
- hepsini iyi beslediğini düşünyor musun?
- konuşmalarımız başlayana kadar -bundan ne kastettiğimi biliyorsun- ruhumu yeterince besleyemez olmuştum. ama şu sıra iyi durumda olduğunu biliyorum :)
- bedeninle ilgili sorunlar var ama.
- modern tıpla halledilmesi gereken basit bir fıtık sorunum var. bir de sebebini bir türlü anlayamadığım göbeğim... yani, vücudumun hiç bir yerinde yağ yokken, sadece göbeğimde bu kadar çok yağ toplanması saçma değil mi?
- vücudunu dinliyor musun? beni ve aklını dinlediğin kadar?
- bilmem, hiç düşünmedim...
- düşün. vücudunu dinle...
- ben doktor ya da uzman değilim...
- kendine doktorluk yap demedim. dinle dedim. gözle, dinle, hisset.
- profesyonel yardım gerek bence bu göbekle ilgili... yani deli gibi yemek yediğim zaman 83 kiloyum, deli gibi perhiz yaptığımda 82 kilo. sadece bir kilo farkediyor yemekle yememek arasında.
- orası muhakkak. yardım alman gerek...
- vücudumun genel olarak bana hissettirdiklerinden memnunum. yani; genel anlamda huzurlu ve sessiz bir vücudum var. sigarayı bıraktığımdan beri -3 yıldır- özellikle solunum yolu hastalıklarını ve grip gibi şeyleri çok daha çabuk ve kolay atlatıyorum. fıtık dışında vücudumda bir sorun hissetmiyorum. organlarımın sağlıklı olduklarını hissediyorum. hemen her besin cinsinden mutlaka yiyorum. şekeri azalttım, tuzu zaten belli yiyeceklerle ve az miktarlarda tüketiyorum. hiçbir besin türünü aşırı tüketmiyorum. dengede olduğumu sanıyorum. ki aslında, çok yesem de az yesem de kilomun pek değişmemesi vücudumun dengede olduğunu düşündürüyor bana...
- ama bu dengede yanlış bir şeyler var. öyle olmasa göbeğin olmaz!
- yanlış her neyse, beslenmeyle ilgili olduğunu sanmıyorum. belki uyku sorunu, belki hareketsizlik, belki genel anlamda varolan dengenin olması gerekenden daha yavaş bir çalışma temposunda kurulmuş olması... bilemiyorum. bu sonuncu bana yakın geliyor: yani evet dengedeyim ama bu denge, benim gerçek potansiyelimin çok çok altında bi seviyede oluşmuş durumda. bu nedenle yeterince harcayamıyorum, yeterince tüketemiyorum enerjimi... ancak; belli bir denge konumunda olduğum için de bu dengeyi bozmak, yani yeniden dengesiz bir konuma geçmek konusunda isteksizim. yani vücudum ve beynim isteksiz...
- bu isteği neyle sağlayabiliriz? daha üst ve yüksek enerji tüketimli bir konumda yeniden dengeye ulaşmak adına mevcut dengeni bozma isteğini?
- iş... işler. sahip olduğum yetenekleri daha çok ve etkin kullanmak istiyorum. müzikal yazma fikri enerjimi yükseltiyor örneğin... daha yüksek bir çalışma temposu ve daha meşgul bir çalışma ortamında dengemin bozulup tüketimin üst seviyelere çıkacağı muhakkak! ancak şu an kendimi değiştirip daha yüksek bir enerji konumuna geçsem bile, bunun bir faydası olmayacak! yani daha çok çalışayım, daha çok koşturayım tamam ama, ne için? boşa koşturmak da bir noktadan sonra stres yaratıyor ve işler yeniden tersine dönüyor. ben işlere yetişmek için çalışmalıyım, işlerden daha hızlı gittiğimde, yüksek enerji konumu başımı ağrıtmaya başlıyor; zira daha fazla enerjiyi harekete geçirmiş oluyorum ancak yapacak iş olmayınca o enerji akamıyor bir yerlere... ve üzerimde kalıp stres yaratıyor. yani, aslında burada senin yıllardır yapmadığın bir şeyi yapman ve bana "akacak mecra" vermen gerek!
- benim mi?
- evet senin... en azından benim kendim için bulduğum mecralarda önümü tıkamaman gerek!
- peki ama ya o akmaya çalıştığın mecra yanlış bir mecra ise? ya henüz hazır değilsen? daha önce konuştuklarımızı hatırla... seni yolundan neden döndürdüğümü... ya henüz o akışa hazır değilsen ya da o akış seni yanlış bir yöne sürükleyecekse?
- ya ben bunun sorumluluğunu üstleniyorsam? neden seçimimi gerçekten bana bırakmıyorsun?
- bunu denemek istediğinden emin misin?
- en azından denemediğim bir şeyi denemiş olacağım! ve ilk kez deniyor olacağım... ilk denemede "duvara" her zamankinden biraz daha yumuşak çarpmamı sağlayabilirsin en azından... eğer birlikteysek, aynı saftaysak ve sen gerçekten benim isteklerim doğrultusunda çalışıyorsan, bu kez senden bunu istiyorum: seçimi tamamen bana bırakmanı ve bu seçimin muhtemel sonuçlarına karşı bana karşı biraz olsun insaflı olmanı... hatta bir adım daha ileri gidiyorum: bu seçimin muhtemel bütün olumsuz sonuçlarını yolumdan çekmeni ve güzel bir sonuca ulaşmamı sağlamanı istiyorum!
- bu çok fazla değil mi? bütün sorumluluk sendeyse, sonuçlara da katlanman gerek, ne olursa olsun!
- katlanmayacağım demedim ki! ayrıca; madem bütün sorumluluk bende, o halde bütün yetki de bende olmalı!
- zaten sorumluluk da yetki de sende!
- bu kez tamamını istiyorum...
- daha önce başına gelenleri unutma!
- o zaman çok gençtim, hırçın ve aşırı hırslıydım. yetkilerimin farkındaydım ama sorumluluklarım konusunda bilgisizdim... ... şimdi... var mısın?

1 yorum:

devrim dedi ki...

HAKKIMDA için yazılmış kaotik bir not:

kendi tanrılarımızı yarattığımız,kendimizi,birilerini veya bi'şeyleri tanrılaştırdığımız yerde unuttuk tanrıyı. tanrılaştığımız,tanrılaştırdığımız için bilmekten de vazgeçtik.
kısacası nesnel beni hayatımızın merkezine koyduğumuzdan tanrıyı öznel bende unuttuk. (kaos tekerlemesi oldu bu yahu!)