- yüzleşme gayet iyiydi!
- evet, tam da tahmin ettiğim gibi, sanki bir geceönceki konuşmalar hiç yapılmamış gibi... herşey kaldığı yerden aynı sıcaklık ve samimiyetle devam.
- o halde neden iyi değilsin?
- çünkü hala bütün deliller senin aleyhinde! olan biten herşey, bana yaptığın bir "şaka" gibi!
- henüz anlayamadığın için böyle sanıyorsun. biraz da canının acısından kaynaklanan bir öfken var...
- bana diyorsun ki; "al sana tam da istediğin gibi bir kadın, senin kalemin, ince uzun, çok güzel değil ama detaylara indiğinde inanılmaz zarif ve etkileyici, akıllı, güçlü, samimi, doğal, kısacası tam senlik hatun!". sonra ekliyorsun; "al sana ortam. herşeyi öyle bir ayarladım ki, bu kadınla 1 hafta boyunca defalarca kez görüşeceksin, hem de her seferinde saatlerce, üstelik yalnız kalacaksın onunla, ona kendini anlatmanı, seni tanımasını ve yakınlaşmanızı kimse bölmeyecek, kimse yüzünden uzakta kalmak ya da sınırlı davranmak zorunda olmayacaksın!". çok güzel, ben de aynen dediğin gibi yapıp saatlerimi bunu kadının yanında, kendimi ifade ederek geçiriyorum, üstelik onunla zaman geçirmekten de büyük keyif alıyorum. herşey mükemmel giderken, bu kadının geliş amacının sevgilim olmak olmadığını öğreniyorum :S neden yaptın bunu? bu sorunun cevabını bulana kadar iyi olmayacağım! kırgınım sana... al sana şahane kadın, al sana şahane tanışme ve kaynaşma ortamı, ben herşeyi hallettim, ikiniz yalnızsınız ve bu kadın tam senlik dedikten sonra, hatunun burnunun dibine kadar giriyorum ve o ana kadar ses etmeyen sen, aniden "bu senin hatunun değil!" diyerek suratıma tokadı basıyorsun!!! ve bir de soruyor musun bana "neden iyi değilsin?" diye...
30 Ekim 2009 Cuma
tanrıyla yakın sohbetlerden alıntılar - 32
- "deneyim" ve "hafıza" denen şeyin ne olduğunu perçinledi bu son deneyim. ama asıl amacının bu olduğunu hiç sanmıyorum...
- seni dinliyorum.
- asıl ben seni dinliyorum. başla konuşmaya, ya da bana anlattırmaya... S'yi görmemem mümkündü aslında, bu hatunla aylar evvel tanışma şansım varmış, gelmiş görmüş ben, izlemiş, ama ben onu farketmemiştim bile, demek ki istediğin zaman görmemi engelleyebiliyorsun, demek ki farkındalığımı değiştirmek mümkün. peki aylar önce gözümden kaçırdığın bu kadını neden şimdi, üstelik bu kadar planlı programlı bir dizi animasyonla hayatıma soktun? ne öğrendim ben bu deneyimden? yani öyle bir zamanlama denk geldi ki, herşey mükkemmeldi: kendimi ona ifade edip, beni sahnede görmediği yönlerimle de tanımasını sağlayacak kadar uzun ve dingin bir zaman dilimi yarattın, bana bunun için uygun ortamı hazırladın, kısacası ana olay ve çevresinde gelişip de bu ana olayı etkileyebilecek herşey aynı doğrultuda dizilmişti: hepsi, benim S ile yalnız kalabilmem, ona çok farklı ortamlarda kendimi gösterebilmem, bu arada da onunla iyice yakınlaşmam için müthiş bir nce hesapla dizilmişti. ben de bunu iyi değerlendirdim ve ona yaklaştım, fırsatımı sonuna kadar kullanıp ona sahnedeki deli dolu gökçer'in dışında kalan; duygusal, romantik, içli, hassas, ince düşünceli, nazik ve verici adamı gösterdim. ve bunu gördüğünü de gördüm! buraya kadar bir sorun yok... evet, bunu senden ben istedim. bana ilk başta "ben sevgili istemiyorum..." demesinden sonra, ben demiştim sana "bırak olaylar aksın, olmayacaksa da bunu kendim yaşayıp görmek istiyorum" diye. ve olaylar aktı, yaşayıp gördüm. bu tamam. ama, daha temeldeki gerekçe neydi? aylarca farketmediğim, tesadüfi bir şekilde yeniden ilişki kurduğum bu kadınla bu kadar yakınlaşmamı neden istedin, dahası "e yok artık, bu kadarı da tesadüf olamaz" dedirtecek kadar ince olayları neden bir araya getirdin? neden bu kadar açtın kapıları ardına kadar? uzanıp alacak kadar yaklaşayım, tesadüflerin mükemmelliğine bakarak bunun planlı bir şey olduğundan emin olayım, sonra da hiç bir şey elde edemeden eve döneyim diye mi? ne gerek vardı ki?
- böyle görünüyor değil mi?
- böyle değil mi zaten? yani ne öğrendim ben bu deneyimden? şu son 3 haftayı yaşamasaydım, S hiç olmasaydı ne eksik kalacaktı? iş ilişkisi mi? bunu zaten başka yollardan da kurmak mümkündü. bu kadar animasyona, dahası beni bu kadar "aşık" hallerine sokmana lüzum yoktu!
- kırgınsın... ama yine de sakin görüyorum seni.
- evet sakinim, çünkü 5. sohbetimizde öğrendiklerimden sonra artık olaylara farklı bakıyorum. bu bir. ikincisi; zaten yaptığım hiç bir şeyi bana vaadedilen, garanti edilen şeyler için yapmadım. her şey gibi bu da bir denemeydi ve ben bu kumarı kendim oynamak istedim. şimdi senden cevap istiyorum. ama bu kez açık ve net bir cevap: neden?
- ...
- sen bu cevabı verene kadar benim için ilişkimiz askıda kalacak sanırım! zira yok bunun cevabı bende! sen de söylemiyorsun...
- düşün!
- düşünüyorum zaten. bulsam sana sormam. ya da şu konuşmada, şu ana dek çoktan bulmuş olmam gerekirdi cevabı, ama hala hiç bir şey yok!
- ...
- senden bir tek şey istiyorum, bundan sonrası için: evet bu kez canım az yandı, hazırlıklıydım, şuydu buydu... yine de acıyor. senin bilmediğin şey bu! acı hissi. çünkü senin canın asla yanmaz, asla kötü hissetmezsin sen! diyeceksin ki "seni ben yarattım, bende olmayan birşey sende de olamaz". doktor, basurun nasıl bir şey olduğunu ve nasıl bir sıkıntı vereceğini tıbben bilir, bunun için tedaviyi de bilir, hastayı nasıl rahatlatacağını da. ama sonuçta kıçı acıyan "hasta"dır, doktor değil!
- yani?
- bundan sonra bana karşı daha hassas ve az zorlayıcı olmanı istiyorum, en azından bu aşk meşk konularında. bu konudaki hassasiyetimi ve coşkumu biliyorsun. bundan sonra S ile yaşadığım tarzda bir şey yaşayacaksam, bunu engelle! onu farketmememi sağlamak senin için çok kolay. bunu aylarca yaptın bu kadın için, yapmaya devam et madem, sonuçta hiç bir şey olmadı, hiç bir şey değişmedi ve ben hiç bir kazanım elde edemeden eve döndüm. sadece aşk anlamında değil, bir şey de öğrenmedim ki bu işten. al işte, ne oldu, ne değişti diyorum, sende bile cevabı yok bunun! bende nasıl olsun? böyle sonuçlanacak şeyler için beni heyecanlandırma, boş yere enerjimi yükseltip beni hayal kırıklığına uğratma lütfen... baktın ben yanlış yola sapacağım, baktın sonuç yine böyle olacak, kör et beni, hissizleştir, ya da bu kadar iyi planlanmış tesadüflerle hızlı ve coşkulu bir gelişime izin verip sonradan beni duvara toslatma! ne yapıyorsan yap ama bir şey yap! lütfen...
unutma; SEN DOKTORSUN, HASTA OLAN BENİM!
- seni dinliyorum.
- asıl ben seni dinliyorum. başla konuşmaya, ya da bana anlattırmaya... S'yi görmemem mümkündü aslında, bu hatunla aylar evvel tanışma şansım varmış, gelmiş görmüş ben, izlemiş, ama ben onu farketmemiştim bile, demek ki istediğin zaman görmemi engelleyebiliyorsun, demek ki farkındalığımı değiştirmek mümkün. peki aylar önce gözümden kaçırdığın bu kadını neden şimdi, üstelik bu kadar planlı programlı bir dizi animasyonla hayatıma soktun? ne öğrendim ben bu deneyimden? yani öyle bir zamanlama denk geldi ki, herşey mükkemmeldi: kendimi ona ifade edip, beni sahnede görmediği yönlerimle de tanımasını sağlayacak kadar uzun ve dingin bir zaman dilimi yarattın, bana bunun için uygun ortamı hazırladın, kısacası ana olay ve çevresinde gelişip de bu ana olayı etkileyebilecek herşey aynı doğrultuda dizilmişti: hepsi, benim S ile yalnız kalabilmem, ona çok farklı ortamlarda kendimi gösterebilmem, bu arada da onunla iyice yakınlaşmam için müthiş bir nce hesapla dizilmişti. ben de bunu iyi değerlendirdim ve ona yaklaştım, fırsatımı sonuna kadar kullanıp ona sahnedeki deli dolu gökçer'in dışında kalan; duygusal, romantik, içli, hassas, ince düşünceli, nazik ve verici adamı gösterdim. ve bunu gördüğünü de gördüm! buraya kadar bir sorun yok... evet, bunu senden ben istedim. bana ilk başta "ben sevgili istemiyorum..." demesinden sonra, ben demiştim sana "bırak olaylar aksın, olmayacaksa da bunu kendim yaşayıp görmek istiyorum" diye. ve olaylar aktı, yaşayıp gördüm. bu tamam. ama, daha temeldeki gerekçe neydi? aylarca farketmediğim, tesadüfi bir şekilde yeniden ilişki kurduğum bu kadınla bu kadar yakınlaşmamı neden istedin, dahası "e yok artık, bu kadarı da tesadüf olamaz" dedirtecek kadar ince olayları neden bir araya getirdin? neden bu kadar açtın kapıları ardına kadar? uzanıp alacak kadar yaklaşayım, tesadüflerin mükemmelliğine bakarak bunun planlı bir şey olduğundan emin olayım, sonra da hiç bir şey elde edemeden eve döneyim diye mi? ne gerek vardı ki?
- böyle görünüyor değil mi?
- böyle değil mi zaten? yani ne öğrendim ben bu deneyimden? şu son 3 haftayı yaşamasaydım, S hiç olmasaydı ne eksik kalacaktı? iş ilişkisi mi? bunu zaten başka yollardan da kurmak mümkündü. bu kadar animasyona, dahası beni bu kadar "aşık" hallerine sokmana lüzum yoktu!
- kırgınsın... ama yine de sakin görüyorum seni.
- evet sakinim, çünkü 5. sohbetimizde öğrendiklerimden sonra artık olaylara farklı bakıyorum. bu bir. ikincisi; zaten yaptığım hiç bir şeyi bana vaadedilen, garanti edilen şeyler için yapmadım. her şey gibi bu da bir denemeydi ve ben bu kumarı kendim oynamak istedim. şimdi senden cevap istiyorum. ama bu kez açık ve net bir cevap: neden?
- ...
- sen bu cevabı verene kadar benim için ilişkimiz askıda kalacak sanırım! zira yok bunun cevabı bende! sen de söylemiyorsun...
- düşün!
- düşünüyorum zaten. bulsam sana sormam. ya da şu konuşmada, şu ana dek çoktan bulmuş olmam gerekirdi cevabı, ama hala hiç bir şey yok!
- ...
- senden bir tek şey istiyorum, bundan sonrası için: evet bu kez canım az yandı, hazırlıklıydım, şuydu buydu... yine de acıyor. senin bilmediğin şey bu! acı hissi. çünkü senin canın asla yanmaz, asla kötü hissetmezsin sen! diyeceksin ki "seni ben yarattım, bende olmayan birşey sende de olamaz". doktor, basurun nasıl bir şey olduğunu ve nasıl bir sıkıntı vereceğini tıbben bilir, bunun için tedaviyi de bilir, hastayı nasıl rahatlatacağını da. ama sonuçta kıçı acıyan "hasta"dır, doktor değil!
- yani?
- bundan sonra bana karşı daha hassas ve az zorlayıcı olmanı istiyorum, en azından bu aşk meşk konularında. bu konudaki hassasiyetimi ve coşkumu biliyorsun. bundan sonra S ile yaşadığım tarzda bir şey yaşayacaksam, bunu engelle! onu farketmememi sağlamak senin için çok kolay. bunu aylarca yaptın bu kadın için, yapmaya devam et madem, sonuçta hiç bir şey olmadı, hiç bir şey değişmedi ve ben hiç bir kazanım elde edemeden eve döndüm. sadece aşk anlamında değil, bir şey de öğrenmedim ki bu işten. al işte, ne oldu, ne değişti diyorum, sende bile cevabı yok bunun! bende nasıl olsun? böyle sonuçlanacak şeyler için beni heyecanlandırma, boş yere enerjimi yükseltip beni hayal kırıklığına uğratma lütfen... baktın ben yanlış yola sapacağım, baktın sonuç yine böyle olacak, kör et beni, hissizleştir, ya da bu kadar iyi planlanmış tesadüflerle hızlı ve coşkulu bir gelişime izin verip sonradan beni duvara toslatma! ne yapıyorsan yap ama bir şey yap! lütfen...
unutma; SEN DOKTORSUN, HASTA OLAN BENİM!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)