31 Mart 2009 Salı

tanrıyla yakın sohbetlerden alıntılar - 27

- bitmiş hissediyorum!
- farkındayım
- olman gerek! depresyona girdim sanırım...
- konuş hadi
- konuşmaya değil, artık bişeylerin değişmesine ihtiyacım var. yıllardır yanlış yaptıklarım var kabul ediyorum, aynı hatayı defalarca kez tekrarlıyorum belki evet. ama bu kadar mı haketmiyorum birşeyleri? bu gece sahnede izlediğim insanların hepsi, herşeyi hep doğru yapan insanlar mıydı yani? kırgınım, bütün ümitlerim kırıldı! seninle konuşmaya başladığımızdan beridir, kendimi hiç kötü hissetmemiştim, işlerin ters gittiği zamanlarda bile çok fazla çökmüş hissetmiyordum kendimi. zira hedefe doğru gittiğimi ve yaşadığım herşeyin, hedefe giden yolun parçası olduğunu düşünüyordum, buna gerçekten inanıyordum!
- ama?
- ama bu gece... hedeflediklerimden hala milyarlarca km uzakta olduğumu gördüm :( henüz hiç bir şey elde edemediğimi... sen tanrısın, bunu asla anlayamazsın! çünkü senin için istediklerinle gerçek arasındaki mesafe, olmasını istemen kadar!!! bu gece o sahnede olmak için, o işi yapabilmek için ömrünün kalanından, tümünden vazgeçerdim... ama sen bunu asla anlayamazsın tanrı!
- anlarım. sana o hisleri ben verdim...
- hisleri vermekle, onları yaşamak farklı şeyler! dünyayı da sen yarattın ama burada yaşamanın nasıl birşey olduğu hakkında bir fikrin olduğunu sanmıyorum!
- çok öfkelisin bana...
- evet çünkü artık klasik şeyler duymak istemiyorum! hatalarımı görmem için her seferinde farklı yöntemlerle bana ders vermek yerine, neden "gör" demiyorsun ve ben göremiyorum o hataları? hoşuna mı gidiyor şu anki öfkem? kırgınlığım? yılgınlığım? yeteneklerimi kullanamadıkça kendimi iyice batağa saplanmış hissetmem, kendimi beceriksiz ve zavallı hissetmem, şu an varolan "geç kalmışlık" duygusu, ve bütün bunların bende yarattığı şu gerginliği ve mutsuzluğu görmek hoşuna mı gidiyor? söylesene...
- hayır
- hayır? peki neden izin veriyorsun buna? seninle bütün konuşmalarımızda, bana söyleyeceğin şeyler olurdu, her konuşmadan ders çıkarırdım, ilgili ilgisiz bir yığın konuda! ve uzun süredir şu anki kadar mutsuz olmamıştım :( hayatımda en çok istediğim şeyi, parçası olmaya bu kadar yakın hissettiğim şeyi neden bir adım ötemde ama tutamayacağım kadar hızlı varediyorsun? inandığım, güvendiğim ve teslim olduğum tanrı bu kadar merhametsiz mi? inanamıyorum yaa :(
- ...
- hiç bir şey söylemeni istemiyorum. zaten söyleyecek birşeyin de yok bu gece! sadece susuyorsun... uzun süredir bittiğimi hissetmemiştim, tükenmişlik, kaybetmişlik, geç kalmışlık duygusu yoktu :( barıştığımı sandığım hemen herşeyle yeniden kavga ediyorum şu an... hatalarım... her nerede ve ne şekilde yapıyorsam, onları göremiyorum işte! daha kaç kere duvara toslamam gerekiyor? göremediğimi, anlayamadığımı ve dolayısıyla düzeltemediğimi gördüğün halde, daha neden üstüme geliyorsun? neden o sınırsız gücün ve aklınla beni daha az incitecek yöntemler kullanmıyorsun? ne diyeceğini biliyorum: olması gereken oluyor diyeceksin... öğreniyorsun, gelişiyorsun, bunu yaşaman gerek, şu bu!.. artık bunları duymak istemiyorum ben! yanımda bir tanrı istiyorum! karşımda durup, nasıl olsa kendisi acı çekmiyor diye bana birşeyleri acıtıcı şekillerde öğreten bir tanrı değil! anladın mı? çok kızgınım ve kırgınım sana :( şu an birşeyler yapma isteğimi, azmimi, enerjimi kaybetmiş durumdayım. bu mu senin öğretme yöntemin? bu mu senin benimle iletişimin? bu mu senin sonsuz iyiliğin? ben burada, benim insan olduğumu ve ne kadar incindiğimi görmezden gelerek, bana birşeyler öğretmek için her yolu mübah gören duygusuz bir öğretmen görüyorum ne yazık ki! bu halinle benim yanımda ve kalbimde değil, her yanlışımda elime cetvelle vuran nalet yüzlü bir matematik öğretmeni gibi karşımda duruyorsun!!!

lütfen! eğer başka bir yöntemin ya da biçimin yoksa, beni eğitme artık! verdiklerini de al, yarın sabah sıradan biri olarak kalkıp; hayatıma, maaşımı ve kredi kartlarımın limitlerini düşünerek devam edeyim!!!

lütfen :(