17 Eylül 2008 Çarşamba

tanrıyla yakın sohbetlerden alıntılar - 10

- ruhumun acıyan tarafını hep gizliyorum...
- aslında bunu yapmak zorunda değilsin artık. çocukluğunda, gençliğinde bunu yaptığın zaman, bir nedenin vardı: yalnız ve korkak büyütüldün ve gözlerinin ardında zeka belirmeye başlayan her insan gibi sen de ilgi istedin!
- göremeyince de ilgi çekmenin yollarını aramaya başladım... ve buldum! ama şimdi görüyorum ki; ilgi çekmek için bulduğum yol "ben" olmuş artık! aklımda bir soru var.
- aşırı ilgi çekme isteğin var ve bunun sonucunda mı bu adam oldun, yoksa zaten bu adam mısın?
- evet! sanırım bu sorunun cevabını bulmam gerek. komik olarak, insanları güldürerek ilgi çekmeyi seviyorum. ama buradaki soru şu: ben ilgi çekmemi sağladığı için mi komiğim, yoksa zaten komik miydim en başından?
- bu sorunun cevabı neden önemli?
- kendimi kaybettiğimi hissediyorum bazen. insanların arkamdan söyledikleri, birlikte çalıştığım insanlarla sık sık karşı karşıya gelmem. eleştirilmek, yargılanmak, hele ki dün son örneğini yaşadığım olaylardaki gibi saçma sapan ve tamamen "yorum" neticesinde varılan yanlış mesnetler üzerinden yapılan suçlamalara maruz kalmak beni çok yaralıyor! eğer komiklik sadece bir ilgi çekme yöntemiyse, ben kendim olmak ve komikliğin kontrolünü ele geçirmek istiyorum. yok eğer ben komiksem gerçekten, yani her dakika espri yapan adam gerçekten bensem, o zaman bunu elden geçirmem gerek!
- her ikisinde de yapman gereken şey aynı, farkettin mi?
- nasıl yani?
- cevap ne olursa olsun, "elden geçirilmesi" gereken bir gökçer var. kendin olmak ve komikliğin kontrolünü ele geçirmek ilk muhtemel cevap: bunun anlamı, komikliğinin senin kontrolün dışında da fazlasıyla çalıştığı... yani? şu anki gökçer, bu "komik adam"ı kontrol altında tutamıyor! o zaman gökçer'in kendini geliştirmesi ve o adamı kontrol altına alması gerek. diğer durumda, eğer o komik adam, senin kişiliğinin bir parçası değil bütünüyse, o zaman da o bütünde ayarlamalar yapman gerek!
- ikisindeki ayarlar farklı ama!
- hayır değil! her ikisinde de zarar veren kısım aynı. her ikisinde de kontrol mekanizmasına ihtiyaç aynı...
- ama sen biliyorsun, ben hayatımda kimseyi aşağılamadım, kimseye laf sokmak gibi bir derdim de olmadı. o benim işimi yapma biçimim sadece. sahneden indiğimde, sahnedeyken takıldığım insanlarla ilişki kuruyorum mutlaka, onlarla yüzleşip herşeyin sadece basit bir gösterinin parçası olduğunu gösteriyorum...
- ben biliyorum, ama diğerleri bilmiyor. belki de zekan ve komikliğin kadar, nazik ve ince ruhlu yönünü de insanların gözüne sokmalısın! ki bunu yapmakla rol yapmış olmayacaksın. bu senin ruhunda zaten var; bazen öyle bir nezaket, öyle bir incelik sergiliyorsun ki insanlar şaşırıyor, senden beklenmeyen bir şey bu onlar için. bunu yaşadın kaçkez, hatırla.
- evet.
- herkesin aynı olmadığını biliyorsun, ama sanırım unutuyorsun. bazı insanlar hayata senin baktığın gibi bakıyor, herşeyin aptal bir gösteri olduğunun farkında; seninle ilişki kurarken, duyabileceklerini göze alarak bunu yapıyor. ama herkes böyle değil. bunun da sebebini biliyorsun!
- kendi sınırlarını bilmemeleri.
- evet! GK'ye anlattıklarını hatırla... kendi kanatlaryla uçmayan, kendi özgürlüğünde kendi sınırlarını kendisi keşfetmeyen insanlar çoğunlukta. bu insanlar neye nerede ne tepki vereceklerini, sınırlarının nerede olduğunu çoğu zaman bilmiyorlar. bu nedenle de ilk anlarda sana senin gibi karşılık veriyorlar. böylece sen de onların senin tarzına uyum sağlayabileceklerini düşünüp onlarla şakalaşmaya başlıyorsun. onlar kendi sınırlarını bilmedikleri için seninle gidebildikleri kadar gidiyorlar, sonra aniden kendi sınırlarına gelip duvara toslayınca; canları yanıyor! o ana kadar seninle yürütmeye çalıştıkları şakalaşma ilişkisi birden ızdırap halini alıyor; ve birdenbire sen kötü adam oluveriyorsun!
- HA'da da aynısı oldu! başlangıçta yaptığım tüm şakalara aynı samimiyetle karşılık verdi, benimle şakalaştı, ancak bir noktada beni hiç de kastetmediğim birşeyle suçlayarak pasif tepki verdi!
- çünkü o an yaptığın şaka, onun kendisinin de bilmediği gizli bir sıkıntısını, ya da kendisini barışık zannettiği bir sorununu çimdikledi!
- peki neden insanlar benimle ilgili sorunlarını bana iletmiyor? neden hep ikinci, üçüncü ağızlardan duyuyorum?
- biraz ukala ve korkutucu olduğunu kabul et!
- niyetimin bu olmadığını biliyorsun...
- ben tanrı olduğum için biliyorum. kalp gözü seninki kadar açık olmayan biri bunu asla anlayamaz.
- şu nezaketimi göze sokma meselesi! sanırım bu konuda birşeyler yapmanın bir yolunu bulmalıyım... geçen gün, seninle sohbetlerimizi ilk kez yazmaya başladığımda, arkadaşım AK şöyle dedi: "o yazıları bir yerlerden alıntı yaptığını sanıyordum. çünkü sana hiç benzemiyordu. dışarıdan görünen sert, ukala ve sevimsiz kabuğunun altında bunların olduğunu bilmek çok ilginç. hiç tahmin etmezdim!"
- artık çocuk değilsin. hem yaralarını iyileştirmeyi de öğrendin. dahası, esnekliğin giderek artıyor ve bırak iyileştirmeyi, GB ile olan ilişkindeki gibi, yara bile almamanı sağlayacak mantığı da geliştirdin artık. bence artık insanları uzakta tutmanın gereği kalmadı! edindiklerini ve konuştuklarımızı hatırlayıp uyguladığın sürece canın yanmadan devam edebilirsin. dahası, insanların sana bu kadar yüklenmelerinin bir sebebi de görüşünün çok sert olması! içeriye kolayca girilebiliyor, ama bunu o kadar inandırıcı bir şekilde örtüyorsun ki; kimse bunun mümkün olduğunu düşünmüyor. bu nedenle de hafifçe iterek içeri girmek mümkünken, sırf çok sert görünüyor diye, kapıya koçbaşıyla yükleniyorlar, sonuçta senin canın yanıyor!
- gerçekten yaralanmaz mıyım sence artık?
- bence mi?
- özür dilerim. senin tanrı olduğunu unuttum bir an...
- yaralanırsın, bundan kaçışın yok. ama şunu söyleyim: yumuşak yanını gösterdiğin zaman insanlar sana yüklenmeyecek, seni kırmaya çalışmayacak, sen yumuşadıkça onların da daha yumuşak yüzleriyle karşılaşacaksın! şu an canının yanmasının asıl sebebi, canının yanmasına karşı geliştirdiğin yöntemin yanlış çalışması!
- SP ile ilişkimde öğrendiğim şey: eğer bir şeyden çok korkar ve ona karşı lüzumsuz derecede sert bir tedbir alırsan, aldığın tedbir o korkuyu gerçeğe dönüştürür...
- sana olmadığın biri ol demiyorum. sen komiksin, buna devam et. sen busun ve bununla mutlusun. ama sadece bu değilsin! insanlar sendeki yumuşak ve narin tarafı gördüklerinde rahatlıyorlar, bunu görüyorsun.
- evet.
- sende zaten varolan ve en az komikliğin kadar etkileyici olan ruhunu göster insanlara!

1 yorum:

devrim dedi ki...

öncelikle cesur, kendinin çok farkında sohbetlerin için seni alkışlıyorum.
farkındalık,birey olmak,sınırlarını bilip,sorumluluklarını üstlenmek,hayır diyebilmek,vs..maalesef bu konular toplumun pek te ilgisini çekmez!! doğan cüceloğlu'nun da dediği gibi -mış gibi yaşanıyor herşey!! dolayısıyla böyle toplumda kendi olma savaşını veren insanlar anlaşılamaz,azınlık muamelesi görürler.
farzedelim ki ilgi çekmek için komiklik yapıyorsun.ne farkeder? çünkü bu da senin seçimin olmuyor mu? şunu demek istiyorum;ağaçların arasında ormanın bütününü unutup ta kendine haksızlık etme derim ben : ) haddimi aşmışsam şimdiden özür dilerim.