26 Eylül 2008 Cuma

tanrıyla yakın sohbetlerden alıntılar - 12

- neden yazamıyorum artık?
- büyü bozuldu diye korkuyorsun...
- bozulmadı mı?
- bu sana bağlı...
- ilk zamanlar yazarken sadece seninle konuştuklarıma odaklanabiliyordum. sadece yazıyordum, ve yazdıklarımı yargılamadan, konuştuklarımızı aynen aktarıyordum. sanırım şimdi biraz yargılamaya başladım!
- neden?
- bay mükemmel yeniden ortaya çıktı sanırım. şu, herşeyin en iyisini yapmameraklısı, ilgi delisi adam! ilk zamanlar yazdıklarım insanlardan o kadar olumlu ve güzel tepkiler aldı ki, şimdi yazacaklarımın da aynı tepkiyi almasını, en azından "bunlar eskiler gibi olmamış" dedirtmemesini istiyorum sanırım :(
- hımm... bu da konuştuklarımızı aktarmanı engelliyor.
- evet! bu arada, sadece insanlar beğendi diye mi yazmaya devam etmek istiyorum, acaba aslında yazacak bir şey yok da ben mi zorlamaya başladım diye endişe içindeyim...
- şu an neden yazıyorsun?
- çünkü şu an bunu seninle gerçekten konuşuyorum... bugüne dek seninle konuşmadığımız hiç bir şeyi yazmadım ki! sadece GB ile tanışmamız seninle konuşmadığımız bir şeydi, onu ben o şekilde yazmak istedişm, ama diğerleri hep seninle konuşmalarımız...
- ve şu an sıkıntılısın? gerçekten içinde geliyor da mı yazıyorsun, yoksa beğenilmek -her zamanki gibi- hoşuna gitti ve bunun devamını sağlamak için mi yazmaya zorluyorsun, emin olamadın...
- aynen öyle...
- neleri yazmak istedin de vazgeçtin?
- yapma! sen tanrısın, bunları zaten biliyorsun...
- evet ama belki sana hatırlatmak istiyorumdur.
- bunu içerden de yapabilirsin...
- GÖ'yü seviyor muydun?
- ne alaka?
- cevap ver
- evet, tabi ki...
- peki o bunu biliyor muydu?
- evet!
- peki o zaman neden ona defalarca kez seni seviyorum dedin?
- bunu söylemek hoşuma gittiği için!
- konuştuklarımızı hatırladığını sadece bilmek değil, bazen görmek ve duymak da hoş birşey. benim için bile :)
- pekala! 3 bileşen konusu, eski eşimle tanışmamız, birçok şey. şu an çok da iyi konsantre olamıyorumbu konuşmaya... sanırım bunu da sürdüremeyeceğim :(
- bitirmek istediğin an bitir! her konuşmamız tamamlanmak zorunda değil! ben seninle sen henüz doğmadan da beraberdim, sen hayatta olduğun sürece yanındayım ve sonrasında da yine birlikteyiz. daima... yani; konuşacak bol bol vaktimiz var...
- evet ama benim bilmediğim bir şey var.
- ne kadar vaktinin kaldığı...
- evet! tamam biz hep birlikteyiz ama ben diğer insanlarla ne kadar daha birlikteyim, bunu bilmiyorum ki! ve konuştuklarımızı onlarla paylaşmak için ne kadar zamanım var, bilmiyorum.
- konuştuklarımızı onlarla paylaşman şart değil. bunu yapmaktan keyif aldığını biliyorum, ama buna mebur değilsin... seninle konuştuğumuz herşeyi onlara da söylüyorum zaten. dinlemek isteyenler dinliyor, istemeyenler zaten sen onlara anlatsan da anlamayacaklar.
- yani konuşmalarımızı yazmam çok da önemli değil
- onlar açısından değil. senin açından önemli. çünkü sen genellikle yazmakla benimle konuşmayı aynı anda yapıyorsun! bu nedenle yazmaya başladığın her an biz konuşuyor oluyoruz. sana söylemek istediğim; konuştuklarımızı birebir yazmaktan çekinme! bırak insanlar beğenmesin, bırak okumayı reddetsin, önemli olan senin yazman... benimle konuşman ve aradığının farkında bile olmadığın cevapları bulman!
- evet! bu konuşmalarımız sırasında pek çok cevap buldum kendimle ve hayatımla ilgili. bazıları eskiden karşı çıktığım düşüncelerdi, bazı cevaplarıysa aramıyordum bile! daha doğrusu o cevapların varlığının ve öneminin farkında değilmişim...
- şimdi farkındasın ve artık konuşmalarımızda başka başka cevaplar da arıyorsun!
- evet!
- bir kavanozun içine kaç çakıl taşı sığdırabilirsin?
- bilmem... 10 -15?
- daha fazlası sığar mı?
- sanmam
- ama kavanozda hala boşluklar kalacak. o boşlukları daha küçük taşlarla doldurursun...
- yine boşluklar kalır. ama, geriye kalan boşluklara artık daha küçük taşlar da sığmayacaktır. dolayısıyla geriye kalan boşlukları kumla doldurabilirim!
- büyük cevaplar azdır... daha küçük cevaplar daha çoktur. en önemsiz ve minik detaylarsa kum taneleri kadar çoktur! hayatındaki her cevaptan, her dönemeçten, her karardan ya da seçimden hayatında büyük değişimler yaratmasını bekleme! bazıları büyük çakıllardır, bazılarıysa sadece kum taneleri. ama küçük cevapları ve seçimleri de sakın önemsiz zannetme! evet; hayatında çok küçük değişiklikler yaratırlar, ama sonuçta kum taneleri olmazsa çakıl taşlarının arası daima boş kalır ;)

Hiç yorum yok: