- birşeyler ters gidiyor... hissediyorum!
- farkındayım. dünden beri kafandaki soru işaretleri kocaman oldu. sonuçta, başından beri durum aslında bu, ama şimdi haklı olabileceğine dair daha fazla şey biliyorsun. daha doğrusu duydun!
- evet. ve ne yapmam gerektiğini gerçekten bilmiyorum :( normal tavrım karşımdakine inanmaktır, zira kimsenin bana zarar verebileceğine inanmadığım için, inanmakta bir sakınca görmüyorum. yalan söyleniyorsa bile, bu beni en fazla bir iki gün üzer, ama kaybeden asla ben olmam!
- bu işin tadı kaçmaya başladı ve sen giderek artan bir şekilde, kendi kendini soru yağmuruna tutmaya başladın!
- çünkü ben belirsizlikleri sevmiyorum. ki bu işler, hassasiyetin dorukta olduğu konular! ikili ilişkilerle ilgili öğrendiğim bir şey varsa, o da, büyü bir kez bozulduğunda, bir kez "kuşku" bulaştığında bir daha kıvam tutmadığı... belki de kıskançlıkla ya da bana yalan söylendiği fikriyla kendimi dolduruyorumdur, bilmiyorum! ama bugüne dek beni hiç yanıltmayan 6 hissim, malesef tahmin ettiğim en kötü senaryonun gerçek olduğunu, kısacası kapıyı çekip çıkmamın en doğrusu olduğunu söylüyor... bir yandan neden yalan söylesin diyorum, ama diğer yandan da içim içimi yiyor.
- hiç, emin olamadığın halde devam ettiğin birşey olmadı mı? başladığın herşeyin sonucunu biliyor muydun?
- tabi ki hayır. ama bir fark var. onları yaşarken kafamda soru işareti, inanma konusunda bir sorun yoktu! tabi ki hiç kimse sonundan emin olarak başlamaz ve devam etmez... ama bize verdiğin önemli bir şey var: inanç! sonunu bilmediğimiz birşeye başlama cesaretini yaratan şey, inanç. bunu yitirdiğin an, cesaret de yok oluyor... bir ordu, savaşı kazanacağına inanırsa, o savaşa girmek için cesareti de olur. cesaret inancın ürünüdür.
- ve senin inancın çok sarsıldı...
- çok :( aslında inancımı sarsan şey sadece dışsal değil. 6. hissin sen olduğunu düşündüm hep, ama şu an hissettiğim bu da değil! belki de beynim oyun oynuyor, bilmiyorum... "içimdeki ses" gibi hissediyorum, ama o ses sensin ve sen şu an bana olumsuz bir şey söylemiyorsun. her zamanki gibi tarafsızsın ve sadece bana olan biteni sorgulatıyorsun.
- endişen ne? bu "tuhaf" olayın bitmesi mi? senin standartlarına göre, bu bir ilişki bile değil! yaşanmayan birşeye ilişki demezsin sen!
- duygular var ama ilişki yok evet... çünkü fiziki olarak paylaşılan, yaşanan birşey yok.
- o zaman bitmesinden neden endişe ediyorsun?
- belki de daha başlamadığı için!
- bir şansı, bir ihtimali, bir seçeneği; sadece bir kıskançlık ya da korku yüzünden, ya da basit bir tereddüt yüzünden elemek istemiyorsun!
- evet... yaşanmışları, denenmişleri bitirmek kolaydır. aslında birçoğu işçin daha da zordur bir şeyler paylaşılmış bir ilişkiyi, bir insanı hayatından çıkarmak. ama benim bakış açım değiştiğinden beri, yaşanmışlıkları kâr sayıp, mutlu olduklarımla yetinmek mümkün. ve bunun ışığında da, bitmiş ilişkiler, nasıl biterse bitsin, üzüntü kaynağı değil. hayatın doğal akışında sıradan şeyler. burada ise henüz yaşanmamış bir şey sözkonusu...
- üstelik çok da cazip görünen bir seçenek bu! pek çok açıdan...
- evet! bir de, her duyduğumda beni çok rahatsız eden malum varlık söz konusu. sürekli gölgesini gördüğüm, onun üzerinde hep bir karaltı olarak dolaşan kişi! ben ondan korkmuyorum, beni rahatsız etmiyor aslında... ama, Ş'nin üzerinde sürekli onun gölgesi varken, Ş'yi net göremiyorum... üstelik bahçe büyüdükçe o da büyüyor ve gölgesi daha fazla yeri kaplıyor... gerçekten bilmiyorum! tek bildiğim, bu durumun can sıkıcı olduğu :(