- başkalarına da önermeye başladım... geçen hafta, arkadaşıma önerirken, bu önerinin işe yarayacağından emindim. ama bir başkasına önerirken, nedense kendimi kötü hissettim!
- biliyorum... çekim yasası gibi şeyleri olur olmaz her yerde kullananlar gibi hissettin kendini...
- evet. ve bundan rahatsız oldum. ama seninle konuşmasını önerdiğim kişi gayet ılımlı karşıladı. belki de, o da yapacak başka birşey bulamadığı için.
- samimiyete ve dürüstlüğe kimsenin karşı koyamadığını biliyoruz, değil mi?
- evet. en azından büyük çoğunluğun...
- baştan beri kesintisiz bir samimiyet ve dürüstlük içindesin. sevmediğin birşeye asla "sevdim" demiyorsun, beğenmediğine; sırf karşındaki kırılmasın diye "beğendim" demiyorsun, kimseye hatır için "evet" demedin. bu nedenle insanlar, sen birşeye evet dediğinde bunun gerçekten evet olduğunu artık biliyor.
- ve eğer ben birşey öneriyorsam, bunda samimiyimdir. ve eğer bende işe yaramışsa, onlarda da işe yarayacağını düşünüyorlar.
- evet.
- çok ukalaca olmadı mı yine? yani bunları teknik bir açıklama gibi yazarken, bir yandan da rahatsız oldum. kendimi samimiyet timsali, insanların referans kabul ettikleri çok doğru bir insanmış gibi anlatıyorum :S nerde kaldı benim tevazum?
- bazı durumlarda tevazuyu bırakıp olduğun neyse, onu söylemek ya da göstermek durumundasın. sahnedeyken yaptığın şey zeka ve yetenek gösterisi değil mi?
- ama orası sahne...
- orada neden göstermiyorsun tevazuyu? tam tersine, sahnedeyken bütün yeteneklerini ve zekânı sergileme telaşındasın!
- orası sahne ve insanlar oraya bu yetenekleri izlemeye geliyorlar zaten. bunun için sahnedeyim.
- günlük hayatta çok mu farklısın? sürekli insanları güldürmen, hazırcevap, komik bir adam olman... beklenmedik anlarda beklenmedik sözlerle insanları şaşırtman... hatta bu sohbetler. bu alıntılar... bütün bunlar zeka ve üstünlük gösterileri değil mi? madem öyle, konuştuklarımız aramızda kalsaydı... neden buraya yazıp herkesin ne konuştuğumuzu okumasını sağlamaya çalışıyorsun? demek ki sahne dışında da, sürekli bir kendini sergileme durumun var...
- evet ama...
- ama filan değil! sahnede olmak, insanlara yeteneklerini sergilemek, resim yapmak, oyun oynamak, iyi araba kullanmak, esprili olmak... aklına ne geliyorsa; hepsini, kendinizi göstermek için yapıyorsunuz. kendi zekânı göztermek için espri yapmayı kullanırken mütevazı değilsin de, "ben zekiyim" demek için neden mütevazı olman gerekiyor?
- birinde söylüyorum, diğerinde yapıyorum. bu ikisi aynı şey değil! ben çok iyi araba kullanırım demekle, gerçekten iyi araba kullanmak farklı şeyler...
- sahneye çıkmak, "ben sizden daha iyi şarkı söylüyorum" demek değil mi?
- nasıl yani?
- böyle bir iddiası olmayan, diğerlerine kendisini izletebilecek bir üstünlüğü olduğuna inanmayan biri sahneye çıkar mı? sen sahneye çıkmakla, "bende izlemek isteyeceğiniz birşey var" demiş olmuyor musun?
- evet oluyorum.
- madem söylemekle yapmak arasında fark var, önce yapıyor musun yoksa söylüyor musun? bir düşün bakalım...
- önce yapıyorum.
- hayır! önce söylüyorsun. önce iddiada bulunuyorsun. "ben sizden daha iyi şarkı söylerim, sizden daha yetenekliyim ve bu nedenle sahneye çıkacağım, siz de beni izleyeceksiniz!". sonra sahneye çıkıp bu söylediğini ispatlıyorsun!
- hiç böyle düşünmemiştim.
- bu blogu açıp, konuştuklarımızı buraya yazmakla; insanlar, "bakın ben okumaya değer şeyler yazıyorum, bunları okumak isteyeceksiniz, ben de okumanızı istiyorum" diyorsun. yani önce iddiayı ortaya atıyorsun, ondan sonra iş ispata, yani icraata geliyor.
- bu durumda, aslında ben mütevazıyım demek de, sonradan ispat edilmesi gereken bir iddia...
- karmaşık düşünmeyi seviyorsun :) devam et...