- yine "kırıcı" bir dönemdeyiz sanırım...
- herşeye saldırmaya başladın, biraz sakinleşmen gerek!
- bunu ben de anlayabiliyorum, ama bunun benim için ne kadar zor olduğunu bilmiyormuş gibisin. çok heveslendiğim, 1.5 yıl aradan sonra gerçekten müthiş şekilde yükseldiğim bir aşk hikayesiniden daha yeni, mağlup olarak çıktım! canım yanıyor ve bu da beni saldırgan yapıyor ister istemez...
- biliyorsun, canının yanması bitene dek, sakin ve sağlıklı bir ruh haline kavuşana dek yeni bir ilişki ya da yakınlaşma sana daha çok zarar verir.
- çok güzel, o zaman keşke beni bu kadar hırçınlaştıracak sonuçlara giden şeyler yapmasaydın! bile bile yani...
- sonuna kadar gitmeyi sen istedin. "ne olacaksa olsun, ben yaşayarak görmek istiyorum" demedin mi?
- bundan ne kastettiğimi sen benden daha iyi biliyorsun! ben ilişkiden bahsettim. yani bir ilişki başlayacak ama sonuçta bu ilişki kötü bir şekilde bitip hüsran olacaksa dahi o ilişkiyi yaşamak istiyorum dedim. ne dediğimi ve ne zaman dediğimi gayet iyi hatırlıyorum ben!
- yine kızgın ve hırçınsın.
- hayata tutunmak için bir ev fikrinden, iyi bir işten ya da müzikten daha fazlasına ihtiyacım var. gerçekten doyurucu ve ayaklarımı yerden kesecek bir aşk ilişkisi istiyorum ben...
- bunun için erken değil mi?
- neden erken olsun ki? ha "bunun için erken" diyorsan, daha önümde zaman olduğunu garanti ediyorsun o zaman? henüz değil, daha sonra vereceğim diyorsun... demek ki daha sonrası var benim için. en azından şimdilik planın bu. tabi planların sabitse. bunu da bilmiyorum...
- acelen neden?
- çünkü duygusallığımı, romantik yönümü, tutkulu taraflarımı yaşayabileceğim bir ilişki istiyorum. fırlama piç yönümü sahnede yaşıyorum yeterince. hatta günlük hayatta da öyle... insanları güldüren, sürekli fırlamalıklar yapan serseri adamken eğleniyorum. böylece zekamı ve hazırcevaplığımı, enerjikliğimi ve neşeliliğimi yaşayabiliyorum. bir işe başladım, bu iş hayatıma yeni bir düzen getirdi. sabahları erken kalkıyorum, gün içinde planlı ve disiplinli bir şekilde çalışıyorum; kendimi çok daha sağlıklı hissettiğim gibi, "işe yarama" psikolojisi de bana iyi geliyor. evde boş boş oturmak yerine, yaratıcılığımı ve zekamı dökebileceğim birişle meşgul olmak iyi hissettiriyor. disiplinli, çalışkan, yaratıcı ve azimli taraflarımı bu iş sayesinde yaşamaya başladım. dahası bir ev almak niyetindeyim artık. 2010 yılı için hedefim kendime minicik de olsa bir ev alıp oraya yerleşmek ve artık "maddi zorunluluk" nedeniyle benimsemek zorunda kaldığım -ama asla onuruma yediremediğim- bu sığıntı yaşam biçimden kurtulmak! bu hedef işime daha sıkı sarılmamı, daha azimli çalışmamı sağlıyor. sıkılır gibi olduğumda, vazgeçecek gibi olduğumda anında ev almak istediğimi hatırlıyorum ve bu da beni yeniden ayağa kaldırıp devam etmemi sağlıyor...
- ve bunlar yeterli değil?
- hayır değil... zira gayet iyi bildiğin gibi aşırı derecede duygusal ve kırılgan bir insanım. duygusallığımı da yaşamaya ihtiyacım var. sıradan, rastgele ilişkileri sevmediğimi de biliyorsun. hoşlandığım biriyle değil, gerçekten aşık olduğum -ve bana aşık- biriyle bir sevgililik ilişkisi benim istediğim. işs gelip giderken onun için çalıştığımı hissedeceğim, gece yatağa yattığımda "tanrım benim bir sevgilim var" diyerek mutlulukla gülümseyeceğim, sabah kalkar kalkmaz gözümün önüne gelecek, tıpkı GB ile yaşadığım türden ayaklarımı yerden kesecek bir aşk ilişkisi. yaşım ilerliyor, yaşlanmakla ilgili bir sıkıntım yok, ama sanırım artık baba olma isteği artıyor bende. ve bunca ilişki ve aşk deneyiminden sonra sıradan ve ortalama bir ilişki ya da kadına burun kıvırmak kaçınılmaz. bu bir ukalalık değil, bunu sen de biliyorsun. artık bunun "başlangıç"ını yapmam gerek bence. hemen yarın baba olmak değil niyetim. ama kızımın annesiyle şimdi tanışsam, zaten evlenip baba olana kadar en az 2 yıl geçecek... e daha fazla geç kalmasam? hem bu hayal ve motivasyonla her şekilde daha başarılı ve mutlu bir insan olacağımı sanıyorum...
- ya sana çok özel bir şey hazırlıyorsam ve bunun için senin biraz zaman ihtiyacın varsa? mesela asla yanlış yapmaman gereken bir şey seni bekliyorsa ve şu an onu sana verirsem hata yapacağını görüyorsam?
- bunu söyleyeceğini biliyordum. tabi ki de bunu sadece sen bilebilirsin. benim senden istediğim bana herşeyi benim istediğim anda vermen değil. doğru zamanı sen biliyorsun ve kesinlikle sen tamam dediğinde ver. benim senden istediğim; insan olmamı ve kırılganlığımı gözönünde bulundurarak bu bekleyişleri ya da ertelemeleri benim için daha çekilir hale getirmen... sen herşeyi bildiğin için beklemen kolay. ama ben neyi beklediğimi, ya da beklediğimin gelip gelmeyeceğini bile bilmiyorum... beni anlıyor musun? çok zor benim için.
- bekleyeceksin. yapabileceğin başka bir şey olmadığına göre ;)
- işte bu tavır beni üzüyor. eğer ben üzüldüğümde sen de üzülüyorsan o zaman şu an nasıl bu kadar ketum olabiliyorsun?
- kedini çok seviyorsun değil mi?
- evet
- apartmana girdiği zaman onu azarlıyorsun, hatta bazen hafif hafif vuruyorsun bir daha girmesin diye...
- evet, çünkü apartmandaki komşular, kedimin paspaslarına işediğini söylüyor. eğer kedi apartmana girerse komşulardan biri kedime zarar verebilir.
- daha büyük bir zarar görmemesi için, örneğin herhangi bir komşunun şiddetine maruz kalmaması için sen ona hafif şiddet uygulayarak korkutuyorsun ve apartmana girmesini engelliyorsun. işte benim yaptığım da bu! seni hafif yollu hırpalamak zorundayım, sanma ki bu hoşuma gidiyor. şu an içindeki kırgınlığı ve hüznü görmek beni üzüyor, seni ben yarattım ve sendeki her sanıcıyı, her hüznü birebir hissediyorum. ama seni durdurmanın tek yolu bazen bu!
- az daha keşke diyecektin; tanrı keşke der mi?
- demez... ama nedense az daha diyecektim evet...
- yardımına ihtiyacım var. sana şu an çok ihtiyacım var. işte, müzikte, hayatta... planlarımı gerçekleştirmem için bana yardım et, ve şu sancıyı daha hızlı atlatmamı sağla. lütfen! hala anlamadığım, amacını hala çözemediğim bu insafsız ders bitsin artık :(((
- :(((