- şimdi ne yapmam gerekiyor? sana gerçekten ihtiyacım var, sinirlerim bozuk ve kendimi kötü hissediyorum. insanlar hakkında kötü niyetli ve olumsuz düşünmeye alışık değilim, ama bu kişi hakkında başka türlü düşünme şansım kalmadı!
- unut!
- izlediklerim keyif vermiyor. hiçbir şeye odaklanamıyorum şu an! canım sıkkın...
- kendine haksızlık etme. sana bunu yapmaya çalıştığını düşünüyorsun değil mi?
- evet
- kendini rahat bırak. kibar ya da olgun davranmak zorunda değilsin. sadece insansın ve öfke en doğal tepkilerinden biri. bu öfkeyi yumuşak ve usturuplu bir şekilde dışarı çıkarman gerekiyor. sert olursan tepkisi de sert olur, çıkarmazsan sana zarar verir... ama insan olduğunu ve her zaman mükemmel davranamayacağını unutma! zaten o da bu yüzden o tepkiyi verdi...
- onu anlamamı mı bekliyorsun?
- neden bu kadar saldırgan ve yaralayıcı konuştuğunu, seni neden aşağılamaya çalıştığını biliyorsun değil mi? annenin sana o kişi hakkında söylediklerini hatırla... kendi gözlemlerini, başkalarından onun hakkında duyduklarını. hiç bir tutarsızlık var mı, farklı kaynaklarda gelen bilgiler arasında?
- hayır yok!
- o halde?
- yine de bu yazıyı yazdıranın sen olduğundan emin değilim. bu konuşmayı gerçekten seninle yaptığmdan emin değilim.
- neden?
- çünkü öfkeliyim ve seni duyamayacak kadar yüksek sesle bağırıyorum içimden bu terbiyesiz "....."e!
- bu çok sert oldu gerçekten!
- evet! hakettiğine inanmadığım hiç birşey söylemiyorum, kimse hakkında... bu konudaki hassasiyetimi bilirsin!
- yine de öfkeni bu kadar bileyleme! güzel bir uyku çekip dinlendiğinde kendini daha iyi hissedeceksin...
- uyuyabilirsem
- bunu yapmasına izin vermemelisin.
- çok kırgın, öfkeli ve gerginim. bu şartlar altında mantıklı ya da kontrollü davranmamı mı bekliyorsun?
- asıl bu şartlarda bunu yapman gerek. sakin ve dinginken, işler temiz bir şekilde ilerlerken mantıklı olmak, akılcı ve kontrollü davranmak kolaydır. şu an bir kriz durumundasın, ve asıl şu an ihtiyacın var mantığına ve kontrole! bu senin şu an geçmek zorunda olduğun bir sınav. ben bu sınavın büyüklüğünü ve onu geçmeye ne uzaklıkta olduğunu biliyorum. inan o kadar da zor değil...
- ben bilmiyorum ama!
- senin kendi cümlelerin: "taş kadar sert olursan kırılırsın, çelik kadar esnek olursan, herşey bittiğinde eski haline dönersin"
- şu an o çeliği onun gö...
- hişşt! tamam... bana odaklan. ona değil. şu an ihtiyacın olan benim, bana odaklanman gerekiyor. tabi rahatlamayı gerçekten istiyorsan. yazdığın mail bence yeterli, kararında! haddini bildirecek kadar sert, onun seviyesine inmeyecek kadar düzeyli.
- şu an, hala, kiminle konuştuğumdan emin değilim.
- senin tarafından olmam mı tuhaf?
- tuhaf değil, belki gerçekten haklıyım. ama kırgınlık ve öfkenin yarattığı gürültüde, duyduğum gerçekten sen misin emin olamıyorum.
- neden konuşmaya başladın birden?
- öfkeli olduğum için. hıncımı alamadım. seninle konuşmanın iyi olacağını düşündüm.
- peki sence ben, seninle arama başka bir şeyin girmesine izin vermiş olabilir miyim? hele ki sen bana ihtiyacın olduğunu bu kadar açık söylemişken?
- bilmiyorum. daha önce de sana çok ihtiyacımın olduğu pek çok durumda beni yalnız bıraktın. şu anda da, kendi kontrolümü elime almayı öğrenmem, öfkemi kontrol edebilme yetimi geliştirmem için kasten yalnız bırakılmış olabilirim. hayatımın şu evresinde, bütün bu olaylar neye hizmet ediyor, bunu anlayamıyorum... bir kaç aydır huzurlu ve rahattım, şimdi ne gereği vardı da herşey yeniden başa döndü?
- hiç birşeybaşa dönmedi! yeni bir aşama bu. olması gerekenler bazen çok acı vererek ya da bütün huzurunu yok ederek gerçekleşir, eğer başka yolu yoksa. şu an öyle bir noktadasın! normalde bunu sana söylemezdim ama, görüyorum ki; öfke seni epey hırpalamış. en basit ve her daim farkında olduğun bir gerçeği bile göremiyorsun şu an!
- bilmiyorum. bu gerçekten sensen, ki bundan emin olmayı çok isterdim...
- evet?
- keşke emin olabilseydim.
- hadi ama! odaklan... seninle benim aramda sadece senin beynin olabilir, o da sen izin verirsen...
- tamam işte, ondan bahsediyorum zaten. öfke yüzünden kendi beynim sen zannediyor olabilirim. tabi bu durumda bu cümle de manasız oluyor. eğer kendi beynimle konuşuyorsam, onu sen zannettiğimi nerden bileceğim ki? bilmiyorum, çok karışık!
- sakinleş... gözlerini kapa. bana odaklan. sana huzur vereceğim. ihtiyacın olan huzuru. lütfen bana odaklan.
- deneyelim...