13 Aralık 2009 Pazar

tanrıyla yakın sohbetlerden alıntılar -37

- hala anlamamış olmam seni ilgilendirmiyor mu?
- intikam senaryoları dolaşmaya başladı, ancak! anlamak için gerekli ruh durumuna bundan sonra ulaşacaksın.
- bana dünya kadar zaman, emek, umut ve çabayı boşa harcattığına inanamıyorum yaa :(
- dönüp dolaşıp aynı yere geliyorsun. aslında bu işten aldığın önemli bir iki dersin farkındasın.
- evet... ne olursa olsun, olayı ya da kişiyi çok fazla deşifre etmemem gerektiğini biliyorum. şu saatten sonra benim ona gidecek yüzüm yok neredeyse! zira hakkında o kadar çok ve olumsuz konuştum ve konuşturdum ki! peki ama bunu neden yapıyorum?
- haklı olduğunu duıyma isteği. bunu zaten biliyorsun, yani bu istekle dolu olduğunu. hatta bunu sadece duymak değil, bunu tatmin olana kadar defalarca kez duyma isteği! bu nedenle biri yaptığın bir espriye güldüğü zaman aynı espriyi arka arkaya bir kaç kez yapıyorsun, ya da temel espri üzerinde çeşitleme yapıyorsun. çünkü "anlaşılma" anını tatmin olana dek olabildiğince fazla kez yaşamak istiyorsun. bu olayda kendinden birçok konuda eminsin, ama farkında mısın bilmiyorum, aslında emin olamadığın şeyler de var.
- evet, geçen gün arabada kendime itiraf ettiğim şeyler.
- neydi onlar?
- sonuçta hiç kimse herhangi bir olayda bütünüyle suçlu ya da masum değil.
- işte bu yüzden kaç kişiden duyarsan duy, kendini hiç bir zaman bütünüyle temiz hissetmiyorsun, masumiyetini kendine ispatlayamıyorsun! bu da seni daha fazla insandan senin haklı olduğunu duymaya zorluyor!
- sanırım haklısın... içimdeki sesi dinlememek yaptığım en temel hata oldu bu kez. ve senin de dediğin gibi, haklı olduğum konusunda bir türlü emin olamadığım için her seferinde birilerinin bana "haklısın" demesini sağlayacak şekilde anlattım olan biteni. dürüst olduğumu sanıyordum, ama artık o kadar da emin değilim :(
- dürüstsün. ama ilk başlarda sadece dertleşmek ya da içini dökmekken, gittikçe bir haklılık yarışına dönüştü olay. şimdi ondan iyice uzakta ve nispeten daha iyisin. ama hala kırık dökük şeyler var.
- evet çünkü nasrettin hocanın da dediği gibi "hırsızın hiç mi suçu yok?"
- tabi ki onu savunmayacağım, o konuda haklı olduğun muhakkak. ama işlerin bu kadar sarpa sarmasında kendi payını da görüyor olman iyi bir şey.
- ya senin payın?
- geçmişe dön. kılavuz kaptanım ben. senin geminin senin istediğin yere götürmek için çalışıyorum. bunun için bazen gemiyi senin istediğinin tam tersi yöne çevirmem gerekebiliyor. senin bunun nedenini anlayabilmen için zaman gerek.
- burdan sonra yazdıklarımı sildim, zira bu konuşma beni rahatsız etmeye başladı. her ne yapmaya çalışıyorsan, lütfen benim insan olduğumu ve hassasiyetimi unutmadan yap olur mu!