- bu kadar iyi tasarlanmış dersler gerçekten yorucu. ama sonrasında hissettiğim şey de o kadar farklı tabi.
- kuralı biliyorsun, ne kadar emek harcar, ne kadar bedelödersen, alacakların da o kadar büyük olur.
- farkındayım. durulmak, sakinleşmek ve söyleneni anlamakla ilgili önemli bir ders oldu bu!
- ne öğrendin peki?
- hassasiyet ve beklenti (olumlu ya da olumsuz beklenti), ışığı kırıyor ve ben gerçekleri olmadıkları şekilde görmeye başlıyorum. onun yazdıklarını okurken, bir an için orda bana verilmiş bir cevap okudum. ve bu cevap aslında üzücü olsa da beklediğim cevaptı. ama bir saniye sonra yukarıda başka birinin yazdıklarını da okumayı akıl ettim şükür ki! ve onu okuduğum zaman, bana verildiğini sandığım cevabın aslında benimle ilgisi olmadığını anladım.
- başka?
- nasıl ki bazen cevaplar hiç ummadığımız yerlerde, hiç ummadığımız şekillerde karşımıza çıkıyorsa, bazen de çok net birer cevap olarak gördüklerimiz, aslında kendimize oynadığımız bir oyun olabiliyor.
- ya o yazıyı görmeseydin? yani üstteki yazıyı, ve o cevabın sana verildiğini sansaydın hala?
- yine de çok birşey kaybetmezdim. zira... bilmiyorum. sanırım kafam biraz dağınık. tuhaf bir psikolojiye soktu beni bu kadın! hala da emin değilim olan bitenden.
- ne yapman gerektiğini anladın ama değil mi?
- sükunet. dinlemek. kendi önyargılarımdan, komplekslerimden kurtulmak en önce. zira, herhangi bir konuda eksik ya da yanlışsam bile, bunu ben biliyorum. sahnede dediğimiz gibi, "hata yaptıysan yaptın, söylemeye devam et! sen çaktırmazsan seyirci bilmez hata yapıtğını"... az önce kendime nasıl bir korku duvarı yarattığımı gördüm inanılmaz bir şekilde. ve bu duvarın arkasında başbaşa kaldığım korkular ve önyargılar o kadar kırmış ki ışığı, hiç olmayan şeyler görmüşüm, olanları da hiç görememişim. gerçi şu da var; yazdıkları da çok net ve kesin şeyler değil. yani sağlıklı bir düşünüşle bile her iki yöne de çekmek mümkün. bu yüzden, beklemem gerek biraz daha. küçük adımlar atıyorum. kendimi hafif hafif riske ederek, olan biteni görmek için biraz yaklaşarak... bilmiyorum. beklemede kalmalıyım sanırım. netleşene kadar. bu arada yavaş yavaş da şu kendi duvarımdan kurtulmam gerek. kendime jarşı olan ikiyüzlülüğüm yenmenin yolu da bu!
- başla bakalım...
- bu konuşma daha öncekilerden farklı oldu. bu sefer, daha önceki konuşmalarda hissettiğim samimiyeti, sevgiyi ve yakınlığı hissettmedim. neden?
- düşün ve bul.
- bulamayacağım şu anda.
- bulman gerektiğinde bulursun o zaman ;)